5 Ocak 2010 Salı

Reiki ve Din

Reiki’nin bir İlahi Nur olduğu, beyinlere yerleşmiş eski tabular nedeni ile maalesef çok azımız tarafından biliniyor , adının Reiki olması-uzak doğudan gelmesi insanları korkutuyor ve hatta bazı çevrelerce Reiki öcü gibi gösteriliyor. Halbuki son elçi Peygamberimiz Rasulullah (s.a.v) ; “İlim Çin’de de olsa, gidip alınız.” buyururken; Hz. Ali ise, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum“demiştir. Böylesine yüce bir dinin mensupları olan bizler nasıl oluyor da, dünya toplumlarına mal olmuş, yüzlerce hastanede uygulanan bir ilim dalına, bir felsefeye tepkili davranabiliyoruz.

İlahi Nur ,insana Rabbimizden gelen, mükemmel bir hediyedir. Bu hediye ile aura (Nura) kanallarımız
temizlenmekte dolayısı ile bedendeki 7 ana enerji noktası (çakralar) açılmakta, Rabbimizle bire bir temas
sağlanmaktadır.


Reiki ne bir din ne de bir tarikattır. Reiki sadece ve sadece Rabbimizden gelen İlahi bir Nûr’dur. Şifa
yönünün yanında mistik yönü de bulunan Reiki yumuşak, berrak, saf bir enerjidir; çünkü kaynağı
Rahman’dır. Hiçbir yan etkisi de bulunmamaktadır. Reiki hiçbir dine ve tarikata ait olmamakla birlikte
insanı kendi dinine yaklaştırmakta, Reiki ile insan dinini daha iyi anlamakta ve daha iyi kavramaktadır. Kişi,
Reiki uyumlaması aldıktan sonra kendini keşfetmekte, dolayısı ile Rabbine daha yakın olmaktadır.

Hz. İsa’nın ölüleri dirilttiği, Hz. Musa’nın asasını yılana çeviren, Rasullullah(s.a.v)’ın avucundaki taşlara
Kelime-i Tevhid’i söyleten nur işte bu Nur’dur. Mansur’ u coşturup “En El Hakk” ,; İbrahim Ethem’i taşırıp “
Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır” ; Beyazıd-i Bestami’yi sarhoş edip “Sizin taptığınız benim
cübbemin içindedir” ve “Ben her Allah dediğimde kendimi tesbih ederim” İkbal’i mecnun edip “Eğer
Rabbim, sen benim amel defterimi sol elimden verirsen sana seni şikayet ederim” dedirten nur işte bu
Nur’dur . Hz. Mevlana’yı, bir derya iken ummana çeviren nur işte bu Nur’dur.


Kur’an-ı Kerim,Nur Suresi
35- Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O’nun nûrunun temsili, içinde ışık bulunan bir kandillik gibidir. Işık
sırçanın içindedir. Sırça sanki incimsi bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin
ağacından tutuşturulur. Bu öyle bir ağaç ki neredeyse ateş ona dokunmasa da yağ ışık verir. Nur üstüne
nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi
bilendir.”


Kur’an-ı Kerim, Ala Suresi:
“ 11- ‘Mutsuz – bedbaht’ olan ondan kaçınır.12-Ki o, en büyük ateşe yollanacaktır. 13-Onun içinde o , ne
ölür, ne yaşar. 14-Doğrusu temizlenip arınan felah bulmuştur.”

Kendini bilip idrak eden Rabbini keşfeder; Rabbini bilip, idrak eden kendini keşfeder.

İsmail Bülbül